March, 2009

Nalan'ın ekibi delirdi

Nalan’ın ekibi delirdi

Posted on 31 Mar 2009 at 10:45am

Nalan, “Demode” adlı yeni albümünün fotoğraf çekimleri sırasında tüm ekibine deli gömleği giydirdi.
Ünlü şarkıcı, “O günkü çekimler sırasında tüm ekibimi çıldırttığım için, herkese deli gömleği giydirdim. Bu fotoğrafları da albüm kartonetine koyduk” dedi.

Permalink  |  Tagged with: ,
Sihirli Dağ (Race to Witch Mountain)

Sihirli Dağ (Race to Witch Mountain)

Posted on 20 Mar 2009 at 4:27pm

Las Vegas’lı taksi şoförü Jack Bruno otomobiline doğaüstü güçleri olan iki genç insan alınca bir anda kendisini açıklayamadığı olaylar zincirinin tam göbeğinde bulur.Güç birliği yapan Jack ve genç yolcuları, dünyayı kurtarmanın tek yolunun Sihirli Dağ’ın gizemini çözmekten geçtiğinin farkına varınca heyecan dolu bir maceranın başlayacaktır.

Yönetmen

Andy Fickman

Senaryo

Matt Lopez

Mark Bomback

Oyuncular

Dwayne “The Rock” Johnson

AnnaSophia Robb

Alexander Ludwig

Carla Gugino

Ciaran Hinds

Tom Everett Scott

Garry Marshall

 

Tür

Bilim-kurgu - Gerilim - Komedi - Macera

Görüntü Yönetmeni

Greg Gardiner

Müzik

Trevor Rabin

Gösterim Tarihi

20 Mart 2009 Cuma

Resmi Web Sitesi

Siteye gitmek için tıklayınız.

Ülke

ABD

Yıl

2009

Sure

98 dakika

Permalink  |  Tagged with:
Şampiyon (The Wrestler)

Şampiyon (The Wrestler)

Posted on 20 Mar 2009 at 4:03pm

80’lerin en başarılı profesyonel güreşçilerinden biri olan Randy ‘Koç’ Robinson, artık New Jersey civarındaki okul ve müsamere salonlarında dövüşerek kuruşu kuruşuna geçinmeye çalışmaktadır. Yalnız, özel hayatında başarısız, tek ailevi bağı olan kızıyla arası kopuk bir adamdır. Ringe çıkmanın heyecanı, dövüşün adrenalini ve kalan hayranlarının sevgisiyle hayata tutunur. Ancak bir karşılaşma esnasında kalp krizi geçirince, doktoru, Randy’ye bir daha güreşmemesi gerektiğini söyler. Şov dünyasına bu şekilde zoraki bir veda eden Randy, hayatını gözden geçirmek durumunda kalır. Bir süre için işler yolunda gidecek gibi gözükür. Süpermarkette tezgahtar olarak işe girer, kızıyla ilişkisini düzeltmeye başlar ve bir striptizciyle yakınlaşır. Ancak dövüşün cazibesi karşı koyulmazdır ve bir süre sonra ringe geri dönmeye karar verir.

Yönetmen
Darren Aronofsky
Senaryo
Robert D. Siegel
Oyuncular
Mickey Rourke
Marisa Tomei
Evan Rachel Wood
Mark Margolis
Todd Barry
Wass Stevens
Judah Friedlander
Tür
Dram - Spor
Görüntü Yönetmeni
Maryse Alberti
Müzik
Clint Mansell
Gösterim Tarihi
20 Mart 2009 Cuma
.
Ülke
ABD
Fransa
Yıl
2008
Sure
111 dakika
Permalink  |  Tagged with: , ,
Gala yıldızı Atıl Kutoğlu

Gala yıldızı Atıl Kutoğlu

Posted on 20 Mar 2009 at 1:09pm

STİL ve modayla ilgili çesitli kategorilerde genç yeteneklerin ödüllendirildiği “Vienna Style Awards” galası ünlü yıldızların da katılımıyla Viyana müze kompleksi Museumsquartier’de önceki akşam yapıldı.

Galaya ünlü Türk modacı Atıl Kutoğlu da katıldı. Museumsquartier’deki galaya, Kutoğlu kreasyonları giyerek katılan ünlü Alman topmodel Franziska Knuppe’nin yanısıra Alman TV yıldızı Alexandra Polzin ve Avusturyalı şarkıcı Martina Kaiser de katıldı. Bu ünlü ve genç kadınlar galanın yapıldığı müzenin girişindeki kırmızı halıyı bir ‘Kutoğlu podyumu’na dönüştürdüler. Galanın bir diğer onur konuğu Çek asıllı topmodel Adriana Karembeu da yine Kutoğlu kıyafetiyle galaya katıldı.

Ayrıl artık

Ayrıl artık

Posted on 19 Mar 2009 at 8:40am

Ezgi Mola, “Canım Ailem” dizisinde evlenmek isteyen ama ‘ana kuzusu’ nişanlısı yüzünden bir türlü evlenemeyen Feride’yi canlandırıyor.

Mola, rolünden ötürü tepki gördüğünü söylüyor: “Sokakta teyzeler ‘Ayrıl şu çocuktan, ne işin var bununla’ diyorlar.”

Teyzeler ‘ayrıl şu çocuktan’ diyor

Genç oyuncu Ezgi Mola, “Canım Ailem” dizisinde tek hayali evlenmek olan ama ‘ana kuzusu’ nişanlısı yüzünden bir türlü muradına eremeyen Feride’yi canlandırıyor. Mola, rolünden ötürü sokakta tepki gördüğünü söylüyor: “Annem yaşındaki teyzeler beni kızlarıyla özdeşleştiriyor. ‘Ayrıl şu çocuktan, ne işin var bununla’ diyorlar. Bu tip eş adayı mağduru çok kız var.”

Şu sıralar sizi “Canım Ailem” dizisinde izliyoruz. Nasıl gidiyor çekimler?
- İyi bir ekip olduk. Daha doğrusu iyi bir ekibi oluşturabilecek herkes bir dizide toplandı. Hep birlikteyiz, tam anlamıyla bir aile olduk.

Uğur Yücel ile “Hayatımın Kadınısın” filminden bu yana aranızda bir kader ortaklığı var gibi. Bu dizide de birliktesiniz.
- Bağlar kuvvetleniyor, daha çok konuşulacak şey oluyor. Uğur Yücel ile çalışıyorsun, bu büyük keyif veriyor. Bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum. Yaptığım işi o kadar büyük görüyorum ki, bu işin karşısında boşluğa düşüyorum. Acaba sonra ne olacak diye merakla karışık bir boşluk hissi oluyor. Tamamen bir çaresizlik hissediyorum. Karanlığın içinde sürekli doğru duyguyu bulmaya çalışıyorum.

Dizide üç kız kardeşten birisiniz ve nişanlınızla bir türlü evlenemiyorsunuz. Bu rolle bir anlamda bir zümrenin temsilcisisiniz…
- Evet! (Gülüyor) Özellikle annem yaşındaki teyzeler beni kendi kızlarıyla özdeşleştiriyor. “Yavrum ne olursun ayrıl şu çocuktan, ne işin var bununla” diyorlar. Aynı şekilde Kenan karakterini canlandıran Oktay Gürsoy’a da “Allah kahretsin seni” diye kızıyorlarmış. Bu tip eş adayı mağduru kızlarımız çok var. Senaristlerimiz bunu can damarından yakalıyor. Mesela “Kız şimdi nişanlısı için krediyi de aldı, vay salak” diyorlar. Ama bu saflık mı, ondan emin değilim. Çünkü Türk toplumunda kadın birçok duruma “Hadi bu da olsun da, kimse duymasın” mantığıyla yaklaşıyor. Bu durum dizide güldürerek geriyor insanları.

Siz hiç bu kadar ‘safça’ düşünüp hareket ettiğiniz bir zamanı hatırlıyor musunuz?
- Bu saflığı bilmiyorum. Hiç olmamıştır diye hatırlıyorum ama emin de değilim. Çünkü başka konularda birçok kez yumuşak davrandığım, “Aman ne yapalım, olsun” dediğim olmuştur.

Ne olacak dizideki ailenizin bu bahtsızlığı?
- Ben de bilmiyorum açıkçası. Her seferinde öyle bir yerde bırakıyorlar ki diziyi, senaryo sette bazı arkadaşlara gelince merak edip okumak istiyorum. Ama “Sana da gelecek” deyip vermiyorlar. Merakımdan çatlıyorum.

Bol yıldızlı dizilerin setlerinde ego çatışmaları olur. Sizde var mı böyle bir durum?
- Uğur Yücel ve Ozan Güven varken, “Benim adım neden dördüncü sırada geçiyor” diyebilir miyim? Uğur Yücel bu işin lokomotifi, ama diğer rollerin de kendi özel hikâyeleri var. Kimse bir role hizmet etmiyor, bütün roller hikâyeye hizmet ediyor. Bu tam bir ekip işi olduğu için hiç öyle kaygılarım olmadı.

İzleyici oyuncuları genellikle ‘yakışıklı’ ya da ‘güzel’ diye değerlendirir. Ama sizinle ilgili yapılan yorumların çoğu oyunculuğunuzun ne kadar iyi olduğuyla ilgili…
- Ne güzel işte! Demek ki işim dış görünüşümün önüne geçmiş. Zaten oyuncunun asıl malzemesi oyunculuktur. Ben bu işin eğitimini aldım, yaklaşık 11 yıldır profesyonel olarak yapıyorum ve para kazanıyorum.

İLİŞKİMİ KONUŞMAYI DOĞRU BULMUYORUM

Dış görünüşünüz dizide de çok üzerine durulan bir konu. Sizin dizi için kilo alıp vermek gibi bir çabanız var mı?
- Gerektiği yerlerde ona da müdahale edilebilir. Ama ben dış görünüşümle oldukça mutluyum. Çocukluktan bu yana yapım böyle. Bu konuda bir şikâyet de gelmedi. Bizden talep edilirse, kilo da verilir.

Oyunculukta hiç kendinizi yetersiz hissettiğiniz oldu mu?
- Bütün sahnelerde oluyor. Çünkü “Daha iyisini yaparım” diyorsun. Bazen kendime fazla acımasız davranıyorum, üzülüyorum ama bunun önüne geçemiyorum. şimdiye kadar hep böyle oldu. Sonucunda olumlu şeyler duyuyorum ama o da yetmiyor. Beni büyüten de bu oluyor.

Yeni film projeleri var mı?
- Konuştuğumuz birkaç proje var. Sinema filmi ha deyince yapılamıyor. “Hayatımın Kadınısın”dan sonra çok ihtiyacım var. ınşallah tatil yapamam. Sinema olsun, o sette yorulmam.

Umut Kurt ile birlikte olduğunuz yazıldı. İşin aslı nedir?
- Evet, uzun zamandır beraberiz. Ama bu konuda konuşmak istemem. O konu özelde kalsın isterim. Sakladığımız bir şey yok ama konuşmayı doğru bulmuyorum.

Permalink  |  Tagged with: ,
BRAD'I BAKICIYLA BASTI

BRAD’I BAKICIYLA BASTI

Posted on 18 Mar 2009 at 3:18pm

Hollywood’un en gözde çifti Brad Pitt ile Angelina Jolie’nin yuvasının üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Star Magazine’in haberine göre Jolie, Pitt’i ikizlerinin genç ve güzel bakıcısıyla yatak odasında bastı. Jolie avazı çıktığı kadar bağırarak Pitt’i tokatladı. Pitt’in evi terk ettiği söyleniyor.

Amerikan magazin dergisi Star’ın sağlam kaynaklardan elde ettiği bilgiye göre Oscar töreninden sonraki hafta meydana geldi. Amerikan magazin dergisi Star’ın sağlam kaynaklardan elde ettiği bilgiye göre Oscar töreninden sonraki hafta Angelina, gündüz eve geldiği zaman çocuklarının yatak odasında Brad Pitt’i ikizlerinin bakıcısına masaj yaparken yakaladı. Bu manzara karşısında çılgına dönen seksi yıldız akciğerlerini parçalayacak şekilde bağırdıktan sonra Brad Pitt’e sağlam bir tokat yapıştırdı ve ardından bakıcıya dönerek, “Hemen defol ve bir daha da bu eve asla gelme” dedi. Olay karşısında şoke olan Brad Pitt ise , “Sadece ona ağrıları için yardımcı olmaya çalışıyordum” dedi.

Kriz benim yolumu kesemez

Kriz benim yolumu kesemez

Posted on 17 Mar 2009 at 11:45pm

“Esra Ceyhan’la” programı ile her gün Kanal D’de izleyici karşısına çıkan Esra Ceyhan, ömrünün sonuna kadar ekranlardan kopmayacağını söyledi.

Ceyhan, krizden etkilense de yoluna devam ettiğini belirtti.

“Esra Ceyhan’la” programı ile Kanal D ekranında izleyici karşısına çıkan Esra Ceyhan, ekonomik krizden etkilense de yoluna devam ettiğini söylüyor: “Kriz döneminde bir süre ara vermiştik. Bu ara, izleyicinin bizden ne istediğini, beklediğini bilmek açısından iyi oldu. ”

Saçlarınız uzamış. İmajınızı değiştirmişsiniz. Bunun sebebini öğrenebilir miyiz?
- Hayat kendi içinde akarken zaten değişiyor. Hergün başka ve yeni bir gün! Zaman zaman insanın kendi hissettiği şeyleri dışarı vurması için fiziğinde de değişilikler yapması gerekiyor. Bu da bunun gibi bir şey, kısa saçtan sıkılmıştım, saçlarıma kaynak yaptırdım. Kısa saç benim tarzım değilmiş, yanlış bir kararmış. Uzun saç daha kullanışlı. Beni yansıtan bir şey olduğunu düşünüyorum. Seyircilerim de beni böyle daha çok sevdiklerini söylüyorlar.

Giyim tarzınızı da değiştirecek misiniz?
- Evet, değişlikler yapacağım. Çünkü artık insanlar bana “Kot giy, daha spor ol ekranda” diyorlar. Spor giyinmek seyirciye bir saygısızlık değil. İçinde ve ruhunda hissetiklerini, günlük hayatında giydiklerini, insanların seni beğendiği tarzı ekrana taşımanda bir mahsur yok. Çok ciddi olmaya, kalıplara girmeye gerek yok. Nasılsan öyle ol! Rahat ol! Bu işin üniversitesini okuyup iyi bir eğitim aldığım için bunlara dikkat ediyorum.Siz samimi ve saygılıysanız yaptığınız işi ifade ederken daha rahat olmanızda bir sakınca tabii ki yok. Hatta sizi seyredenleri bile rahatlatabilir.

EKRANA KOTLA ÇIKACAĞIM

Yayına çıkmadan önce kıyafet seçimlerini siz mi yapıyorsunuz?
- Yapımcımız Nebahat Hanım’ın doğrultusunda seçimler yapmaya özen gösteriyorum. Bir sürü yerden kıyafet geliyor. Evde beğendiğin kıyafetler, ekranda çok farklı durabiliyor. Renkler değişik çıkabiliyor. Evde bakıyorsun zayıfsın, ekranda şişman olabiliyorsun.

Ekranda kot giymenizi izleyicileriniz yadırgar mı?
- Giymeyi düşünüyorum. Kotun üzerine şık bir bluz ve topuklu ayakkabı mesela. Tamamen spor değil yani… Sadece değişiklik yapmak istiyorum. Kadınlar biraz da kendi modasını yaratan kadın görmek istiyorlar. Önemli olan saçınla, makyajınla ve giyiminle kendine özgü olmak.

Kriz sizin programınızı da vurdu, neler söyleyeceksiniz?
- Ekonomik kriz nedeniyle bu kanalda herkes aynı şeyi yaşıyor. Gönül isterdi ki böyle ayrılık olmasaydı. Ayrlık çok zor bir şey. Yayın dönemi sürerken böyle bir şey olması kötü… Bütün meslektaşlarım, bu işi yapan insanlar, benimle aynı fikirde. Zaman zaman dile getirenler de oldu yüksek sesle! Keşke olmasaydı diyorum…

Haftanın beş günü canlı yayın yapıyordunuz ama bir ara iki haftada bir program yaptınız…
- Bazen de olayların iyi tarafını görmek gerekir. Dinlenme, izleyicilerimiz bizden neler istediğini bilmemiz açısından iyi oldu. O sürede “Yeni ne yapabiliriz” diye ekiple oturup toplantılar yaptık.

12 yıldır canlı yayında program sunuyorsunuz. Yorulmadınız mı, bırakmayı düşünmüyor musunuz?
- İnsan hayatta her şeyi bırakmak ister. Hepimizin aklından zaman zaman yaşamayı bırakmak bile geçmiştir. Eğer mesleğinize ve işinize aşık bir insansanız, kendinizi, durumunuzu doğru konumluyorsanız böyle bir şeyi sadece yorucu bir dönem sonrası düşünürsünüz. Ve bunu geçici bir süreç olarak yaşayıp, yolunuza devam edersiniz. Hayat bitmez, gündem bitmez, insan varoldukça dünya döndükçe bu program yapılabilir. O yüzden yola devam diyorum.

Siyasete atılmayı düşünüyor musunuz?
- Çok fazla teklif geliyor. Ama siyasete atılmamın zamanı şimdi değil. Çünkü, ben daha çok genç bir insanım. Yayıncılık anlamında yapacağım daha bir sürü şey var. Siyasete girmek büyük risk. İnsanı bozuk para gibi harcıyabiliyorlar.

Size nasıl teklifler geliyor?
- Belediye Başkan adaylığı konusunda teklifler geldi ama ben kabul etmedim.

Permalink  |  Tagged with:
Kurtlar Vadisi'nde büyük değişim

Kurtlar Vadisi’nde büyük değişim

Posted on 16 Mar 2009 at 2:44pm

Her hafta hayranlarını ekran başına kilitleyen Kurtlar Vadisi Pusu’da çok ilginç bir değişilkik oldu. Diziye yeni katılan “Ebru” rolündeki Hatice Şendil’in ismi jenerikte en üstlerde yazılmaya başlandı.

Uzunca bir aradan sonra ekrana dönen “Kurtlar Vadisi Pusu”nun jeneriğindeki devrim niteliğindeki bir değişiklik dikkatimi çekti.
Çünkü bildiğim kadarıyla Pana Film ekibi, şimdiye kadar diziye kattıkları yeni oyuncuları jeneriğe adeta bir kuyumcu terazisi hassasiyetiyle tartıp, öyle yerleştiriyordu.

Öyle ki bazı önemli karakterlerin jeneriğe girmesi bile haftalar alıyordu.

Oyuncular, dizide canlandırdıkları karakterlerin sevilmeye başlamasına rağmen jenerikte niye yer almadıklarını sorduklarında da, “Jenerikte değişiklik masraflı bir iş” yanıtı alıyordu.

Yani her dizide oynayan hemen dizinin jeneriğine giremiyordu.

Hele hele de üst sıralarda yer almak her oyuncuya kısmet olmuyordu.

Ama bu dönemde nasıl olduysa oldu, Hatice Şendil, Necati Şaşmaz’ın ardından ikinci sıraya yerleşti.

“Ebru” rolündeki Hatice Şendil’in adının jenerikte “Büyük İskender” (Musa Uzunlar) ve “Muro” (Mustafa Üstündağ) gibi iki önemli karakterin bile önünde olmasını bir yana bıraktım… Şendil’in adının, “Polat Alemdar”ın olmazsa olmazları “Memati” (Gürkan Uygun) ve “Abdülhey”den de (Kenan Çoban) önce yazılmış olması bile başlı başına önemli.

Evet, bir yandan senaristler, “Polat’ı evlendireceğiz” diyor, diğer yandan da Serpil Temur’un canlandırdığı “Nazife Anne” “Polat”ı, “Ebru” ile evlenmeye zorluyor…

Ama son bölümde “Polat”ın, kendisine “derin görev” verenlerin huzurunda, evlenmeyeceği ve çocuk sahibi olmayacağı konusunda yemin ettiğini ailesine açıklamak zorunda kaldığı da bir başka gerçek.

Peki şimdi ne olacak?

Görünen o ki ufukta iki yol var.

“Polat”, ya eninde sonunda ettiği yemini bozup, “Ebru” ile evlenip jeneriğin hakkını verecek, ya da aksi takdirde “Kurtlar Vadisi Pusu”nun ikinci sırasının “Necati Şaşmaz’ın gönül kontenjanı”na ayrıldığı iddiası ağırlık kazanacak.

Permalink  |  Tagged with: ,
Yedi Yaşam (Seven Pounds)

Yedi Yaşam (Seven Pounds)

Posted on 13 Mar 2009 at 11:49pm

İzleyiciyi avucuna alan bir gizem ve şaşırtıcı bir aşk öyküsü sunan film, hayat ve ölüm, pişmanlık ve bağışlama, yabancılar ve dostluk, aşk ve kefaret üzerine kışkırtıcı sorular soruyor ve insanların kaderlerini şaşırtıcı biçimde birbirine bağlayan şeyleri takip ediyor.

Her şey yedi isimden oluşan bir listeyle başlıyor: Ben Thomas, Holly Apelgren, Connie Tepos, George Ristuccia, Nicholas Adams, Ezra Turner ve Emily Posa.

Tek ortak noktaları, her birinin bir dönüm noktasına ulaşmış ve umutsuz derecede maddi, manevi ya da tıbbi yardıma muhtaç olmalarıdır. Hiçbiri, Ben’in kefaret planını uygulamak için her birini teker teker seçtiğinden haberdar değildir. Ama hayat dolu bir kalp hastası olan Emily Rosa, Ben’in olanaksız sandığı bir şey yaparak planın gidişatını değiştirir: Yakınlaştığı Ben’in dünyaya bakışını altüst eder.

Yönetmen
Gabriele Muccino

Senaryo
Grant Nieporte

Oyuncular
Will Smith
Rosario Dawson
Woody Harrelson
Michael Ealy
Barry Pepper
Elpidia Carrillo
Robinne Lee

 

Tür
Dram
Görüntü Yönetmeni
Philippe Le Sourd

Müzik
Angelo Milli

Gösterim Tarihi
13 Mart 2009 Cuma
Ülke
ABD
Yıl
2008
Sure
123 dakika

Permalink  |  Tagged with: ,
Teldeki Adam (Man on Wire)

Teldeki Adam (Man on Wire)

Posted on 13 Mar 2009 at 11:38pm

7 Ağustos, 1974’de, Philippe Petit isimli genç bir Fransız o zamanın en yüksek binaları olan New York şehrinin ikiz kuleleri arasında gerilmiş telin üzerine ilk adımını attı. Telin üzerinde yaklaşık bir saat dans ettikten sonra tutuklanıp psikolojik değerlindirmeden geçip kısa süre sonra salıverilmek üzere hapse atıldı. Petit, altı ay kulelerin hayalini kurmuş ve New York’ta geçirdiği sekiz ay boyunca da projeyi gerçekleştirmek için çalışmıştı. Arkadaşları ve iş birlikçileriyle beraber, Petit inanılmaz engeller aştı: İkiz kulelerin güvenliğinden geçmek; üzerinde yürüyeceği teli ve ipi germek için gerekli eşyaları binaya sokmak; teli iki çatıya ulaştırmak; kulelerin sallanma oranı ve rüzgarın gücünü hesaplayarak teli germek. Nihayet sabah saat 7:15’te, Philippe Petit, Manhattan kaldırımlarından 411 metre yükseğe gerilmiş tele ilk adımını atıyor. James Marsh’ın çok konuşulan ve nefes kesici belgeseli, Petit ve ona yardım eden arkadaşlarının anlatımları ile “yüzyılın sanatsal suçu”nu bize tüm heyecanıyla aktarıyor. Asla asla demeyenlere adanır.

Yönetmen
James Marsh

Oyuncular
Philippe Petit
Annie Allix
Jean-Louis Blondeau
Ardis Campbell
David Demato
David Forman
David Roland Frank

Tür
Belgesel - Suç
Görüntü Yönetmeni
Igor Martinovic

 

Müzik
J. Ralph

Gösterim Tarihi
13 Mart 2009 Cuma
Ülke
İngiltere
ABD

Yıl
2008
Sure
90 dakika

Permalink  |  Tagged with: ,
Advertisement

More Posts

News Archive

March 2009
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
    Apr »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Zirve100 Site ekle